27 Aralık 2013 Cuma

KAYSERİSPOR TRANSFER POLİTİKASINA FARKLI BİR BAKIŞ

         Süleman Hurma'nın takıma geldiği günden itibaren takımdan yollanan ve satılan oyuncuları tablolar halinde sunuyoruz.


                                               2005-2006 sezonunda 
                                              18 oyuncu gönderildi, 1'i kiralıktı.


2006-2007 sezonunda 
16 oyuncu gönderildi

2007-2008 sezonunda 
15 oyuncu gönderildi, 3'ü kiralıktı, 1'ide futbolu bıraktı
2008-2009 sezonunda
17 futbolcu gönderildi

2009-2010 sezonunda
17 futbolcu gönderildi, 2'si kiralıktı

2010-2011 sezonunda
18 futbolcu gönderildi, 1'i kiralıktı, 1'ide futbolu bıraktı

2011-2012 sezonunda
19 futbolcu gönderildi, 2'si kiralıktı, 1'ide futbolu bıraktı

2012-2013 sezonunda
18 futbolcu gönderildi, 2'si kiralıktı

2013-2014 sezonu yani bu sezon başında 6 oyuncu gönderildi, 1'i kiralıktı ve sezon devam ederken Jaja ve Cem Sultanla da yollar ayrılınca henüz devre arası bile gelmeden toplam 8 futbolcu gönderilmiş oldu.


9 sezonda toplam 146 futbolcuyla yollar ayrıldı. yukarıda ki yayınladığımız tablolarda arka arkaya kiralık yollanan oyuncuların isimleri sadece bir sefer yazılmıştır!
Devre arası yollanacak olan oyuncuları da eklediğimiz de bu rakam rahatlıkla 150'yi bulacaktır.


Cangele, Zaleyata, Troisi, Ziani, Santana, Riveros, Olembe, Ali Turan, Mehmet Eren Boyraz, Eren Güngör, Furkan Özçal, İvankov, Turgay Bahadır, İlhan Eker, Önder Turacı, Emir Kujovic, Hakan Arslantaş, Ömer Şişmanoğlu, Aydın Toscalı, Koray Çölgeçen, Ali Çamdalı, Merter Yüce, Bilal Aziz, Leonardo İglesisas, Ragıp Başdag, Bülent Bölükbaşı,  Muslu Nalbantoğlu, Andre Moritz, Selim Teber ve daha ismi aklıma gelmeyen birçok oyuncumuzdan takımdan ayrılırken  hiçbir gelir elde edilmedi!

SATILAN OYUNCULARA GELİNCE:  İlhan Parlak, Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Hasan Ali Kaldırım, Serdar Kesimal, Amisulashvili, Amrabat. 

  Sizden sadece şu sorunun cevabını istiyorum satılan bu oyunculardan hangisinin yerini doldurabildik? Benim cevabım gayet net hiçbirinin. Hele bu son yabancı oyuncu kısıtlaması ile yerli oyuncularımızın değeri birkat daha arttı.

  Her sezon başında yada kötü giden sezonun içerisinde "bir sonraki sezon bu takım şampiyonluğa oynayacak" diyen başta Süleyman Hurma ve Yönetim yada onların haklarını korumayı nedense kendine amaç edinmiş kişiler bu tabloyu nasıl açıklayacaklar gerçekten çok merak ediyorum. 

  Gerçi Kayserimizde her başarısız sezonun sorumlusu Sülayman Hurma'nın bir kaç yıl önce söylediği şekliye "at hırsızı" Kayserispor tarafatarıdır! Bu sezon işler iyice kötüye gitmese "taraftarımıza teşekkür ederiz" yazılı pankartları rüyamızda görürdük ama neyse...


13 Ekim 2013 Pazar

GRAND CANYON'DA KAYSERİSPOR TEZAHÜRATI

         
             Çocukluğumdan beri stadyuma beraber gidip, takımımızı desteklediğimiz abilerim Amerika seyahetleri sırasında Kayserisporumuzu ve beni unutmamışlar. Gündelik hayatlarında ve iş hayatlarında ki başarılarının devamını dilerken; Sayın M.F. BAŞ, T. TOPAÇ ve M.DİNÇEL'e şükranlarımı sunarım. 

29 Eylül 2013 Pazar

KAYSERİ TERBİYESİ ALANLAR

         Hali hazırda Süper Liğ'de yer alan, yolu Kayseri'den geçmiş futbolcu ve hocalara göz atalım.

KARABÜK: Tolunay Kafkas (T.D.), Eren Güngör, İlhan Parlak, Gökhan Ünal, Furkan Özçal, Uğur Uçar

KONYA: Uğur Tütüneker (T.D.), Ergün Teber, Erdinç Yavuz, Ali Turan, Ali Çamdalı

AKHİSAR: Merter Yüce, Özgürcan Özcan, Kenan Özer

FENERBAHÇE: Mehmet Topuz, Serdar Kesimal, Hasan Ali Kaldırım

KASIMPAŞA: Şota Arvaledze (T.D.), İlhan Eker

BEŞİKTAŞ: Ömer Şişmanoğlu

RİZE: Tevfik Köse

GALATASARAY: Nordin Amrabat

ELAZIĞ: Köksal Yedek

SİVAS: Abdülkadir Özgen

BURSA: Hakan Arslantaş

ANTALYA: Samet Aybaba (T.D.)

                                              OTUZSEKİZ'İ TERLETENLER

İbrahim Öztürk- Bursa

Osman Tarık Çamdal- Eskişehir

Mehmet Topuz- Fenerbahçe

Ali Turan- Konya

Bilal Kılıç- Erciyesspor

Ömer Bayram- Kayserispor


1 Ağustos 2013 Perşembe

BABA RECEP VE OĞLU SÜLEYMAN'IN HİKAYESİ (brezilya dizisi tadında)




Bir varmış bir yokmuş Kayserinin yirlisi babanın Erzincan Refahiye  asıllı evlatlık oğlu varmış ve baba bu oğlu ne derse yaparmış..

Karpuzatan'da ki çiftlik evinin penceresinden yaşlı gözlerle etrafa bakan Recep Mamur Da Rogerrio Afonsinho, çocuklarının okulunu bahane ederek çiftlikten ayrılmak isteyen ve oğlu Süleyman Hurma Da Rogerrio Afonsinho'nun da çok yakın arkadaşı olan  Bobo'yu  düşünüyordu.

Baba Recep çiftliğin Boztepe tarafına doğru baktıktan sonra derin bir of çekip Erkiletin manzarına daldı. Önce hiçbir zaman kıramadığı oğlu Süleyman'ın kaçıncı bombası olduğunu anımsadı.  Ziani'ler, Zalayeta'lar, Troisi'ler başını alıp çiftlikten ayrıldığı halde oğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü ve sürekli başarısız seçimlerinden ders çıkaramaması bu seferde başına Bobo belasını açmıştı.

Bobo geldi diye çiftliğin eski göz ağrısı, çılgalandan pınarbaşına, yeşilhisardan bünyana kadar herkesin sevgilisi olan Cangele'den bile vazgeçmişti. Baba Recep bu sefer Cangele'nin Sakarya'dan geldiğinde saçtığı paraları çiftliğin onursal Başkanı Mehmet Öz Aurelio ile ortaklaşa düzenledikleri basın toplantısını hatırladı.. Fakat bir türlü kızamadı süleyman'a. Oğlunu öyle çok seviyordu ki  Napolyo'nun paraya olan sevdasına benziyordu bu sevgi.

Çiftliğin eski yaveri Şota Kasımpaşa ile anlaşıp çiftlikten ayrılmasa, evladı Süleyman'ın hatırına O'nu bile Karpuzatan'dan yollayamazdı bunu düşününce yüreği depreşti, yüzü ekşidi çünkü hala hayattaydı ve oğlu, babası ölmeden çiftliğin sahibi gibi davranmaya çoktan başlamıştı...

5 yıldızlı otel standartlarında olan çiftliğin makam odasında elinde kanyak koltuğa oturdu, tam karşısında duran 2007 Türkiye Kupası'na baktı hemen kanyağı masaya bırakıp parlatıcı ve bir parça bez alarak kupayı silmeye durdu. Bu kupayı tüm şehirden nasıl gizlediğini düşününce iyice mest oldu ve  ovalaya ovalaya temizledi kupanın her yerini. Oğlu ve kendisi almıştı kupayı sadece ikisinin insan üstü çabaları getirmişti onu buraya. 

Yerine oturdu ve kanyağından bir yudum aldıktan sonra afrika'dan köle işçi olarak aldığı Babacar geldi aklına. Onu çayırda koşarken düşündü. Bobo'nun yerini alabilirdi, hem Kocasinan Atatürk Düz Lisesine gidiyordu iki gün sonra okul derdi de olmazdı. Ama Süleyman önceden çiftliğe gelenleri istemezdi onların gelişinden yükünü tutuğu için yenileri getirmekten hoşlanırdı.

 Çiftliğin terasına çıkarak Mitatpaşa Mah. doğru döndüğü sırada yıllardır ülkede yaşayan ve elle gol atmak dahil her türlü çirkefliği yapmış ardından "Merhaba Türkiye", " Türkiye memleket," iyi akşamlar" gibi iki kelimelik cümleler öğrenerek karaktersiz yurttaşlarımızın sevigisini kazanmış ve Türk olarak Mert adını almış Nobre'yi gördü. Nobre Yenişehir mahallesinde bulunan,  Ticaret Lisesinde okuyan, büyük kızını almak için durakta bekliyordu. Acaba Nobre yetmez miydi Bobo'nun yerini doldurmaya? Ama yine belli olmazdı ki iki gün sonra ya Nobre'den de "ben istanbul'u seviyor ve gitmek istiyor" cümlesini duyarsa ne olacaktı? 

Bu düşüncelerle çiftlikten JİP'İYLE çıktı ve kanalın karşısına geçti. Yeşil mahallenin eski halini hatırladı ve gelen doğulu göçmenlerin yaşayışları ilgisini çekti. Yeşil Mahalle yaşayanlarını daha yakından tanımak maksadıyla Özdil 72 kıraathanesine çay içeyim bari diyerek  girdi ve gözlerine inanamadı Jaja yeşil mahallelilerle oturmuş çanak oynuyordu. Jaja'ya kendini belli etmeden izlemeye başladı. Oğlu Süleyman bahsetmişti gerçi Jaja karı kız dalgalarını sever, alkolik diyorlar ama babacım karpuzatan'da nerede içecek? en fazla seenayiden arkadaşlarıyla Ürgübe giderler diye ama Jaja'yı kahvede görmek kahretti Recep Da Rogerrio Afonsinho'yu.

Sinirden şekeri düştüğünü  fark edince doğruca Yeni Mahalledeki Saç kavurmacıya gitti. Usta bana bir yarım saç derken Geçen yıl çiftliğe gavur yunan illerinden gelen Cleyton'u gördü. Mahallenin bebeleriyle gazozuna maç yapan Cleyton, Karpuzatan çayırında yapamadığı ne varsa orada sergiliyordu. Kıvrak bilek hareketlerini, öldürücü ara paslarını ve oğlu Süleyman'ın tabiriyle "her vurdugunu gol yapabilen" şutlarının tamamını bir yıl sonra mahalle maçında görüyordu Recep da  Rogerrio. Yıkıldıkça yıkılıyor, kahroluyordu. Nasıl da yıllardır görememişti oğlunun bu "santır" görünümünün içinde yatan irlandalıyı. 

Oysaki daha bir kaç gün önce oğluşu Karpuzatan'da düzenlenen ve sadece seçme godomanların katıldığı, yeryüzünde bir benzeri daha olmayan sezon açılışında ağzını köpürte köpürte "ben kayserispor formasını giymedim ama üzerime diktirdim" demişti. Gerçi Oğluşu 2 yıl önce de tarafrara " terzilerden yeni bayrak diktirin" demiş ve rezil olmuştu ama onu bile görmemişti.. 

Sabrı Kutlu Erciyes Dağın'dan volkan olup taşan baba Recep , Süleyman'ı arayarak derhal çiftliği terket talimatını verip ayrıca , takım toplantılarını ve transferleri görüştüğümüz bağ evinden de neyin var neyin yoksa al. Küçük oğlunu da yanına takıp istanbul'a Saraçoğlu'na Fb-Gs  maçını izlemeye gittiğin uçak ve maç bileti paralarını da tazminatından kesiyorum dedi. 

Yüzü tunç gibi olan Recep Da Rogerrio'nun telefonu Süleyman'ın yuzune kapatır kapatmaz acı acı çaldı. Arayan  Para yabancıya gitmesin modeliyle yönetilen şirketin müdürü olan öz oğluydu!

Bütun bu olanlar yetmezmiş gibi Recep Aga'nın takımdan çok daha fazla önem verdiği ve  zaman ayırdığı Çin'de kurduğu standın yarı parasına en az bir yıl formamıza  reklam verebileceği büyüklükte ki  ithalat-ihracat firmasından da kötü haberleri duyunca...!


-Nacar saat gibi birşey olmaz denen adam tak dedi gitti abi.  Hayırsız evlat Süleyman'ı cenazede görecedin abi nasıl ağladı nasıl ağladı... Adamı yidiler amma oda hak itti abi... 

-Süleyman ne oldu? 

-Valla abi bi ara ömreye hicaza niy gitti didiler amma ben inanmadım. çıkar yakında kokusu bak görürsün Kasımpaşa'ya ney gider. Eski Cumhurbaşka'nıyla muhabbeti varıdı, Abdullah abi diyi aramıştır Oda nöörsün ülkenin "BAŞKAN"ını aramış ayarı virmiştir. ha belki kasımpaşa olmazda Rize olur oda olmadı en kötü SİİRT Jetpa Spor'ya geçer..